وَالنَّازِعَاتِ غَرْقاًۙ
Andolsun (kafirlerin ruhlarını) şiddetle çekip çıkaranlara,
وَالنَّاشِطَاتِ نَشْطاًۙ
Andolsun (mü'minlerin ruhlarını) kolaylıkla alanlara,
وَالسَّابِحَاتِ سَبْحاًۙ
Andolsun yüzüp yüzüp gidenlere,
فَالسَّابِقَاتِ سَبْقاًۙ
Derken, öne geçenlere,
فَالْمُدَبِّرَاتِ اَمْراًۢ
Nihayet işi çekip çevirenlere (ki, mutlaka tekrar diriltileceksiniz).
يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُۙ
(6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.
تَتْبَعُهَا الرَّادِفَةُۜ
(6-7) Büyük bir sarsıntının olacağı o günde o sarsıntıyı, peşinden gelen başka bir sarsıntı izleyecektir.
قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ
O gün birtakım kalpler (tedirginlik içinde) şiddetle çarpacaktır.
اَبْصَارُهَا خَاشِعَةٌۢ
Onların gözleri (korku ile) inecektir.
يَقُولُونَ ءَاِنَّا لَمَرْدُودُونَ فِي الْحَافِرَةِۜ
Şöyle derler: "Biz gerçekten gerisin geriye eski halimize mi döndürüleceğiz?"
ءَاِذَا كُنَّا عِظَاماً نَخِرَةًۜ
"Bizler çürümüş kemiklere döndükten sonra mı?"
قَالُوا تِلْكَ اِذاً كَرَّةٌ خَاسِرَةٌۢ
"Öyle ise bu hüsran dolu bir dönüştür" dediler.
فَاِنَّمَا هِيَ زَجْرَةٌ وَاحِدَةٌۙ
Halbuki o, bir haykırıştan (sur'un üfürülmesinden) ibarettir.
فَاِذَا هُمْ بِالسَّاهِرَةِۜ
Birdenbire kendilerini mahşerde buluverirler.
هَلْ اَتٰيكَ حَد۪يثُ مُوسٰىۢ
(Ey Muhammed!) Musa'nın haberi sana geldi mi?
اِذْ نَادٰيهُ رَبُّهُ بِالْوَادِ الْمُقَدَّسِ طُوًىۚ
Hani, Rabbi ona mukaddes Tuva vadisinde şöyle seslenmişti:
اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰىۘ
"Haydi Firavun'a git! Çünkü o azmıştır."
فَقُلْ هَلْ لَكَ اِلٰٓى اَنْ تَزَكّٰىۙ
"Ona de ki: İster misin (küfür ve isyanından) temizlenesin?
وَاَهْدِيَكَ اِلٰى رَبِّكَ فَتَخْشٰىۚ
Seni Rabbine ileteyim de O'na karşı derinden saygı duyup korkasın!"
فَاَرٰيهُ الْاٰيَةَ الْـكُبْرٰىۘ
Derken Musa ona en büyük mucizeyi gösterdi.
فَـكَذَّبَ وَعَصٰىۘ
Fakat o, Musa'yı yalanladı ve isyan etti.