يَٓا اَيُّهَا الْمُدَّثِّرُۙ
Ey örtünüp bürünen (Peygamber!)
قُمْ فَاَنْذِرْۙ
Kalk da uyar.
وَرَبَّكَ فَـكَبِّرْۙ
Rabbini yücelt.
وَثِيَابَكَ فَطَهِّرْۙ
Nefsini arındır.
وَالرُّجْزَ فَاهْجُرْۙ
Şirkten uzak dur.
وَلَا تَمْنُنْ تَسْتَكْثِرُۙ
İyiliği, daha fazlasını bekleyerek (bir kazanç elde etmek için) yapma.
وَلِرَبِّكَ فَاصْبِرْۜ
Rabbinin rızasına ermek için sabret.
فَاِذَا نُقِرَ فِي النَّاقُورِۙ
(8-9) Sur'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.
فَذٰلِكَ يَوْمَئِذٍ يَوْمٌ عَس۪يرٌۙ
(8-9) Sur'a üfürüldüğü zaman var ya; işte o gün çetin bir gündür.
عَلَى الْـكَافِر۪ينَ غَيْرُ يَس۪يرٍ
Kafirler için hiç kolay değildir.
ذَرْن۪ي وَمَنْ خَلَقْتُ وَح۪يداًۙ
Beni, yarattığım kişiyle baş başa bırak.
وَجَعَلْتُ لَهُ مَالاً مَمْدُوداًۙ
(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
وَبَن۪ينَ شُهُوداًۙ
(12-13) Ona bol mal ve gözü önünde duran oğullar verdim.
وَمَهَّدْتُ لَهُ تَمْه۪يداًۙ
Kendisine alabildiğine imkanlar sağladım.
ثُمَّ يَطْمَعُ اَنْ اَز۪يدَۗ
Sonra da o hırsla daha da artırmamı umar.
كَلَّاۜ اِنَّهُ كَانَ لِاٰيَاتِنَا عَن۪يداًۜ
Hayır, umduğu gibi olmayacak. Çünkü o, bizim ayetlerimize karşı inatçıdır.
سَاُرْهِقُهُ صَعُوداًۜ
Ben onu dimdik bir yokuşa sardıracağım.
اِنَّهُ فَـكَّرَ وَقَدَّرَۙ
Çünkü o, düşündü taşındı, ölçtü biçti.
فَقُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَۙ
Kahrolası nasıl da ölçtü biçti!
ثُمَّ قُتِلَ كَيْفَ قَدَّرَۙ
Yine kahrolası, nasıl ölçtü biçti!
ثُمَّ نَظَرَۙ
Sonra (Kur'an hakkında) derin derin düşündü.