لَـكُنَّا عِبَادَ اللّٰهِ الْمُخْلَص۪ينَ
(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."
فَـكَفَرُوا بِه۪ۚ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ
Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.
وَلَقَدْ سَبَقَتْ كَلِمَتُنَا لِعِبَادِنَا الْمُرْسَل۪ينَۚ
Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
اِنَّهُمْ لَهُمُ الْمَنْصُورُونَۖ
"Onlara mutlaka yardım edilecektir."
وَاِنَّ جُنْدَنَا لَهُمُ الْغَالِبُونَ
"Şüphesiz ordularımız galip gelecektir."
فَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ
O halde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
وَاَبْصِرْهُمْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
Gözetle onları, yakında onlar da görecekler.
اَفَبِعَذَابِنَا يَسْتَعْجِلُونَ
Yoksa onlar azabımızı acele mi istiyorlar?
فَاِذَا نَزَلَ بِسَاحَتِهِمْ فَسَٓاءَ صَبَاحُ الْمُنْذَر۪ينَ
Fakat azabımız onların yurtlarına indiğinde, o uyarılmış olanların sabahı ne kötü olur!
وَتَوَلَّ عَنْهُمْ حَتّٰى ح۪ينٍۙ
Ey Muhammed! Bir süreye kadar onlardan yüz çevir.
وَاَبْصِرْ فَسَوْفَ يُبْصِرُونَ
(Bekle ve) gör. Onlar da yakında görecekler.
سُبْحَانَ رَبِّكَ رَبِّ الْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَۚ
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir.
وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَل۪ينَۚ
Peygamberlere selam olsun.
وَالْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur.