اِنَّ الْاَبْرَارَ لَف۪ي نَع۪يمٍۙ
Şüphesiz iyi kimseler, Naim cennetindedirler.
عَلَى الْاَرَٓائِكِ يَنْظُرُونَۙ
Koltuklar üzerinde, (etrafı) seyrederler.
تَعْرِفُ ف۪ي وُجُوهِهِمْ نَضْرَةَ النَّع۪يمِۚ
Onların yüzlerinde, nimetlerin sevincini görürsün.
يُسْقَوْنَ مِنْ رَح۪يقٍ مَخْتُومٍۙ
Onlara, mühürlü (el değmemiş) saf bir içecekten içirilir.
خِتَامُهُ مِسْكٌۜ وَف۪ي ذٰلِكَ فَلْيَتَنَافَسِ الْمُتَنَافِسُونَۜ
Onun (içiminin) sonu bir misktir (ağızda misk gibi koku bırakır). İşte yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
وَمِزَاجُهُ مِنْ تَسْن۪يمٍۙ
O içeceğin katkısı tesnimdir.
عَيْناً يَشْرَبُ بِهَا الْمُقَرَّبُونَۜ
Bir pınar ki, Allah'a yakın olanlar ondan içerler.
اِنَّ الَّذ۪ينَ اَجْرَمُوا كَانُوا مِنَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا يَضْحَكُونَۘ
Şüphesiz günahkarlar, (dünyada) iman edenlere gülüyorlardı.
وَاِذَا مَرُّوا بِهِمْ يَتَغَامَزُونَۘ
Mü'minler yanlarından geçtiğinde, birbirlerine kaş göz ederek onlarla alay ediyorlardı.
وَاِذَا انْقَلَـبُٓوا اِلٰٓى اَهْلِهِمُ انْقَلَبُوا فَكِه۪ينَۘ
Ailelerine dönerken zevk ve neşe içinde gülüşe gülüşe dönüyorlardı.
وَاِذَا رَاَوْهُمْ قَالُٓوا اِنَّ هٰٓؤُ۬لَٓاءِ لَضَٓالُّونَۙ
Mü'minleri gördükleri vakit, "Hiç şüphe yok, şunlar sapık kimselerdir" diyorlardı.
وَمَٓا اُرْسِلُوا عَلَيْهِمْ حَافِظ۪ينَۜ
Halbuki onlar, mü'minlerin başına bekçi olarak gönderilmemişlerdi.
فَالْيَوْمَ الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا مِنَ الْكُفَّارِ يَضْحَكُونَۙ
İşte bugün de mü'minler kafirlere gülerler.
عَلَى الْاَرَٓائِكِۙ يَنْظُرُونَۜ
Koltuklar üzerinde (etrafı) seyrederler.
هَلْ ثُوِّبَ الْكُفَّارُ مَا كَانُوا يَفْعَلُونَ
Nasıl, kafirler yapmakta olduklarının karşılığını buldular mı?