وَاضْمُمْ يَدَكَ اِلٰى جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَٓاءَ مِنْ غَيْرِ سُٓوءٍ اٰيَةً ا...
(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."
لِنُرِيَكَ مِنْ اٰيَاتِنَا الْكُبْرٰىۚ
(22-23) "Sana büyük mucizelerimizden birini daha göstermemiz için elini koynuna sok ki bir başka mucize olarak, (alaca hastalığı gibi) bir hastalık sebebiyle olmaksızın bembeyaz bir halde çıksın."
اِذْهَبْ اِلٰى فِرْعَوْنَ اِنَّهُ طَغٰى۟
"Firavun'a git, çünkü o azmıştır."
قَالَ رَبِّ اشْرَحْ ل۪ي صَدْر۪يۙ
Musa, dedi ki: "Rabbim! Gönlüme ferahlık ver."
وَيَسِّرْ ل۪ٓي اَمْر۪يۙ
"İşimi bana kolaylaştır."
وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِنْ لِسَان۪يۙ
(27-28) "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."
يَفْقَهُوا قَوْل۪يۖ
(27-28) "Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."
وَاجْعَلْ ل۪ي وَز۪يراً مِنْ اَهْل۪يۙ
"Bana ailemden birini yardımcı yap,"
هٰرُونَ اَخ۪يۚ
"Kardeşim Harun'u."
اُشْدُدْ بِه۪ٓ اَزْر۪يۙ
"Onunla gücümü artır."
وَاَشْرِكْهُ ف۪ٓي اَمْر۪يۙ
"Onu işime ortak et."
كَيْ نُسَبِّحَكَ كَث۪يراًۙ
"Seni çok tespih edelim diye",
وَنَذْكُرَكَ كَث۪يراًۜ
"Seni çok zikredelim diye."
اِنَّكَ كُنْتَ بِنَا بَص۪يراً
"Çünkü sen bizi hakkıyla görmektesin."
قَالَ قَدْ اُو۫ت۪يتَ سُؤْلَكَ يَا مُوسٰى
Allah, şöyle dedi: "İstediğin sana verildi ey Musa!"
وَلَقَدْ مَنَنَّا عَلَيْكَ مَرَّةً اُخْرٰىۙ
"Andolsun, biz sana bir kere daha iyilikte bulunmuştuk."
اِذْ اَوْحَيْنَٓا اِلٰٓى اُمِّكَ مَا يُوحٰىۙ
"Hani annene ilham edilmesi gereken şeyleri ilham etmiştik:"
اَنِ اقْذِف۪يهِ فِي التَّابُوتِ فَاقْذِف۪يهِ فِي الْيَمِّ فَلْيُلْقِهِ الْيَمُّ...
"Onu (bebek Musa'yı) sandığın içine koy ve denize (Nil'e) bırak ki, deniz onu kıyıya atsın da kendisini, hem bana düşman, hem de ona düşman olan birisi (Firavun) alsın. Sana da, ey Musa, sevilesin ve gözetimimizde yetiştirilesin diye tarafımızdan bir sevgi bırakmıştım."
اِذْ تَمْش۪ٓي اُخْتُكَ فَتَقُولُ هَلْ اَدُلُّكُمْ عَلٰى مَنْ يَكْفُلُهُۜ فَرَجَع...
"Hani kız kardeşin (Firavun ailesine) gidiyor ve "size onun bakımını üstlenecek kimseyi göstereyim mi?" diyordu. Derken, gözü aydın olsun, üzülmesin diye seni annene döndürdük. (Sana baktı, büyüdün) ve (kazara) bir cana kıydın da biz seni kederden kurtardık, seni sıkı bir denemeden geçirdik (ve kaçıp Medyen'e gittin). Medyen halkı içinde yıllarca kaldın, sonra (peygamber olman için) takdir edilmiş bir zamanda (Tur'a) geldin ey Musa!"
وَاصْطَنَعْتُكَ لِنَفْس۪يۚ
"Ben seni kendim için seçtim."
اِذْهَبْ اَنْتَ وَاَخُوكَ بِاٰيَات۪ي وَلَا تَنِيَا ف۪ي ذِكْر۪يۚ
"Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin."